TEKİR'İM
BİR GÜZEL DİYAR VARKİ TEKİR DERLER ADINA
DOYUM OLMAZ GÜZELLİĞİNE TADINA
KURBAN OLAM KARAPINAR ARKITÇAYINA
ŞARIL ŞARIL SULARINDAN İÇMEYE GELDİM
ZEHTERİ SAYOLUĞU BAYRAM OVASI
BİR BAŞKA GÜZEL OLUR MEZGİT YAYLASI
BURAM BURAM KOKAR ONUN KOKUSU
TOP TOP SÜMBÜLLERİ DERMEYE GELDİM
HER TARAF AĞAÇLIK HER TARAF ORMAN
TEMİZ HAVASIDA HER DERDE DERMAN
MEZDEĞE KAMALAK DİK NE BULURSAN
MIŞIL MIŞIL GÖLGESİNDE YATMAYA GELDİM
AHMET EMMİM KOŞMUŞ TARLAYA SABANI
AYAĞINDA ŞALVAR VE BİRDE YEMENİ
BOL BOL ÇIKAR BUĞDAYIYLA SAMANI
BEREKETLİ TOPRAĞINI EKMEYE GELDİM
SEVGİ SAYGI DESEN BURDADIR
HATIR GÖNÜL DESEN O ZATEN VARDIR
FAKİR FUKARA ZENGİNİ BİRDİR
İŞTE BU DOSTLUĞU GÖRMEYE GELDİM
ARKITÇAYI DERLER ONUN ADINA
DOYUM OLMAZ ALABALIĞININ TADINA
HER ÇEŞİDİ VARDIR BAHÇESİNDE BAĞINDA
TÜRLÜ TÜRLÜ MEYVESİNDEN YEMEYE GELDİM
ERCAN DERKİ GÜZELLİĞİN SAYMAKLA BİTMEZ
MİSAFİRPERVERLİĞİN DİLLERDEN DÜŞMEZ
ANCAK GELEN BİLİR GELMEYEN BİLMEZ
CENNET BAHÇESİNİ GÖRMEYE GELDİM
MARAŞIM
sürermi bu yurtta gavur dümeni
kahroldu fıransız hain ermeni
garbın çizmesini ezdi yemeni
bunu tarih böyle yazdı maraşım
hakkımdır hakkımla göklerde başım
düşmanın karşısında zira çok azdın
düşmana mezarı kanımla kazdın
tarihe adım kahraman yazdın
seni erzurumda anar dadaşım
hakkımdır hakkımla göklerde başım
nasılda coştu bu iman seli
tanımadı yıktı bendi engeli
kırıldı gavurun namusuma uzanan eli
çokmu uğruna dikilmiş mezar taşım
hakkımdır hakkımla göklerde başım
namusun uğruna canını verdin
camide imamdın cephede erdin
tarihe türkü yine gösterdin
ta ezeldendir çatıktır kaşım
hakkımdır hakkımla göklerde başım
yürekler kılınçtı gönüller masat
bu nasıl harman bu nasıl hasat
dereler kan aktı yamaçlar ceset
hani nerde anam bacım gardaşım
hakkımdır hakkımla göklerde başım
dolaştın yurdun alnında bir ak gibi
yükseldin göklere bir burak gibi
dikildin burçlara bir bayrak gibi
benim nazlı nazlı dalgalanan maraşım
hakkımdır hakkımla göklerde başım
FİGANİ/GÖKSUN
ANDIRIN
Agustosta çukurova yanarken,
Çok serin geçer yaz andırında.
Yaylacılar birer birer göçerken,
Çok serin geçer yaz andırında.
Yaylasında aşiretler birleşir,
Çevresinde koyun kuzu meleşir,
AşıklArı türkü mani söyleşir,
Çalınır davulla saz andırında.
Kadirli bezemiş,savrungözünü,
Görmeden geçmeyin kırksu özünü,
Nasıl methedeyim çokak düzünü,
Çevrede yetişir koz andırında.
Bilmezdim ülkeyi eskiden bende,
İklim başkadır sisne ve gebende,
Eksik degil bura çeltik ekende,
Çalışan tez zengin olur andırında.
Andırın.ın suyu topragı başka,
Manzarası getirir insanı aşka,
Kimi handa oturur, kimisi köşkte,
Meclisinde tatlı söz andırın.da.
Haziranda ekinleri biçilir,
Temmuzunda nar şurubu içilir,
Eylülünde pamuk koza biçilir,
Çok telaşlı geçer ya andırında.
Hırsızı yok delinmiyor duvarı,
Çobansız yayılır,sıgırı,davarı,
Çapkını yok, selamettir civarı,
Korkusuz gezer,gelin, kız,andırında.
Andırın.ı geçtik çatak deresi,
Ata geçit vermez suyun ötesi,
Ne kadar serindir, çamın gölgesi,
MİNE.LER ŞAİR OLUR BAK ANDIRINDA.
SÖYLE MARAŞIM NASIL KAHRAMAN OLDUN? BAYRAĞIM NASIL DOĞDUN?
ASIRLARDIR SAHNE OLDUN, SAVAŞLARA, KAHRAMANLIKLARA
SENE OCAK ŞUBAT BİNDOKUZYÜZ YİRMİ, YİNE MER-AJ LAŞTIN!
EY YİĞİT, KURTULUŞ VE İSTİKLÂL MÜCADELECİLERİM,
MÜDAFA-İ HUKUK KUVVA-Yİ MİLLİYECİLERİM, HEYETİ TEMSİLİYEM
YERLİ ERMENİLER VARDI GELEN İŞGAL KUVVETLERİNDE
ASIRLARDIR KOMŞULARIMIZ OLAN YERLİ ERMENİLER,
DEDİLER GELİYORLAR BABAMIZ FRANSIZLAR…
HALK DEDİ, MARAŞ BİZE OLMADAN MEZAR, OLAMAZ DÜŞMANA GÜLZAR!!!
UMUTLARI GÖZLERİ KIRILDI ÇEKİLDİ İNGİLİZLER.
AMANSIZ, NALLARINDA ATEŞLER ÇIKARTAN ATLARIYLA
KAHRAMANLIK DESTANI YAZDI, KOKAN BARUTLARLA
YİRMİ İKİ GÜN YİRMİ İKİ GECE, ASİL ARSLANLAR GİBİ VURUŞTULAR
ÖLÜRSEM ŞEHİT, YAŞARSAM GAZİYİM DEDİLER.
ANALAR AĞLADI, BACILAR, EDE ÇETELERE ERZAK SAĞLADI.
BELİNDE BEBEK, OMUZLARINDA MERMİ, TAŞIRLARDI.
SENEM AYŞE ÇETE KURAR, DÜŞMANA NEFRETLE SALDIRIRDI.
HACI AHMET DER, MAHSUM DUL, YETİMLERİN FERYATLARI
TİTRETTİ ARŞI, ŞÜHEDALAR GÖKLERDE DOLAŞTI.
KURTULUŞ İSTİKLÂL SAVAŞI, İLÂHİ BİR FERMENDI
KURTULUŞUN SERDARI, ELMAS ŞEHİR KAHRAMAN MARAŞTI.
EMDİĞİ SÜTÜ DAHA TEMİZDİR SATTIĞI SÜTTEN
SERDAR OLDU, İSTİKLÂL MÜCADELESİNE.
ALDI GÜCÜNÜ DAMARLARINDAKİ ASİL KANDAN!
YATTIKLARI KUBBELİ KÜMBET, MEZAR TAŞLARI KİTABEDİR.
SEVGİLİMİZ KALE, BAYRAĞIMIZ BAŞINDAKİ TAÇTIR.
SU VE YAYLA ŞEHRİMİN KADINLARI KIZLARI;
SAVAŞTA ASKERDİR, NAMUSU İÇİN ÇETE, ASKER OLUR.
SARMIŞTI RUHLARIMIZI KEDERLE GAM
KUVVET ALDI KÜKREDİ, DAMARINDAKİ ASİL KANDIN.
NE GÜZEL DOST BİLDİK DÜŞMAN ÇIKTILAR.
KIZILHANÇERLE SIRTIMIZDAN VURDULAR.
VAHŞİ AGOP HIRLAKYAN VE ERMENİ TİMLERİ.
KESİP YEDİLER ÇOCUKLARINI BABALARI GÖZÜ ÖNÜNDE.
İÇTEN VURUP CİĞERİNDEN YARALAYAN, HAİNLER VARDI
KOMŞUMUZ, HISMIMIZ, TÜRK VATANDAŞIMIZ ERMENİLERDEN;
FRANSIZ İNGİLİZ KIŞKIRTMASIYLA, AZGIN EŞKIYALAR HAİNLER TÜREDİ.
BEBELERİ KESİP HAMİLE KADINLARI SÜNGÜLEDİ.
KITLIKTA AÇ YAVRULARI İSTEMEDİ AŞ,
ÇORAK TOPRAKLARI İSTEMEDİ YAĞMUR.
TAŞIMIZ TOPRAĞIMIZ ŞÜHEDALARINDIR ONLARDAN BİZE MİRAS OLDU!
CEPHEDE VURULARAK YANDIM ANAM, DER YİĞİTLER.
MURADINA ERMEDEN ARŞA GİTTİ ŞEHİTLER.
YİRMİ İKİ GÜNDE ON BİN DÜŞMANI SİLDİLER.
PİRE İÇİN CEKETİN YAKAR GİBİ YAKTILAR KENDİ EVLERİNİ
HANGİSİNİ SAYAM, İLK KURTULUŞ ŞEHİDİMİZ ÇAKMAKÇI SAİTTİR.
DAKTOR MUSTAFA KARAKIZ ZEKİ MUALLİM HAYRULLAH
HASAN ÇAVUŞ, ARSLANBEY, YÖRAK SELİM, HANGİSİN DEYİM.
YENEMEDİ VALLAHİ HAİN GÜÇLÜ DÜŞMAN MARAŞLIMI.
TEK BAŞINA DURAKLATTI, KOCA FRANSIZ ORDUSUNU.
ŞEHİT HASAN ÇAVUŞ, MERCİMEKTEPE DİRENİŞİDİR VAKANIN ADI.
HASAN ÇAVUŞ DEDİ HALKA, GİDİN CANCIK MAĞRASINA, KARARGÂHA.
BEN SİZİ KORURUM, BURADA ŞEHİT OLURUM, ÖNCE İKİ ONBAŞIYLA,
SONRA TEK BAŞINA, ÜÇYÜZ YAYA YÜZ ATLI MARAŞ HALKINI,
SALİMEN GÖNDERDİ, TEK KAYIP VERDİRMEDEN.
ZİBİL DÜŞMAN KOCA BİR ORDU, ELİ SİLAHLI.
HASAN ÇAVUŞ TESLİM OLMADI, VURULDU, İMANI DAHA GÜÇLÜ ÖLMEDİ!
ŞEHİTLER ÖLMEZ! ŞÜHEDA OLDU, NURLANMIŞ ALNIYLA ORADA.
İSİMSİZ ÇOCUK MEZARLIĞINDA, VURULDUĞU YERE,
TOPRAĞA VERİLDİ KEFENSİZ, ABASI, KUŞAĞI, PASTAL IYLA.
BİR DESTAN YAZIP, ETTİLER BİZE ARMAĞAN.
ONLAR ÖLMEDİ! ULUSUMUZUN YÜREKLERİNDE YAŞIYORLAR.
HACI AHMET’ İM, BU SABAH BAYRAM, ON İKİ ŞUBAT BİNDOKUZ YÜZ YİRMİ.
KAHRAMAN MARAŞTIR, DÜNYADA İKİ ÖDÜLLÜ MADALYALI TEK ŞEHİR.
MARAŞ BÖYLE KAHRAMAN OLDU, BAYRAK, ŞÜHEDANIN, BİRİKMİŞ KANINDIN DOĞDU!..
YAZAN HACI AHMET DİZMAN .12.02.2006 SAAT 03.
TEL : 05055951651 05467979062
KURTULUŞ MÜCADELESİ ANISINA
MER-AJ SİİRİ
SÖYLE MARAŞ; NASIL KAHRAMAN OLDUN?, BAYRAK NASIL DOĞDU?
SÖYLE, BERİT, ENGİZEK, BİNBOĞA, KANDIL,
BAŞKONUŞ, YAVŞAN, AHIRDAĞLARIM.
CEYHAN, FIRNIZ, AKSU, ERKENEZ, NEHİR VE KÖPRÜLERİM.
SAĞIR DİLSİZ, DAR TAŞ DUVARLI SOĞUK SOKAKLAR,
BOĞAZKESEN, UZUNOLUK, KANLIDERE, ŞEKERDERE ŞEYH ADİL,
KAYABAŞI, KARAMARAŞ, ÇAVUŞLU, BEKTUTİYE, RESTABAİYE, ,
DİVANLI, EKMEKÇİ, ACEMLİ, CIĞCIĞI, , HATUNİYE.
ACEMLİ, TEKKE, TAVŞANTEPE, MERCİMEKTEPE
CANCIK MAĞARASIDIR KARARGAHIMIZ.
TÜRKOĞLU, ANDIRIN, PAZARCIK, ELBİSTAN, AFŞIN, GÖKSUN, (ZEYTUN)
ATATÜRK MARAŞA, KUVAY-I MİLLİYE KURSUN DİYE
YÜZBAŞI ASAF BEYİ, “KILIÇ ALİ”, OLARAK,
YÜZBAŞI KURT OĞLU SELİM BEY’İ, “YÖRAK SELİM” OLARAK, MARAŞA GÖNDERDİ
HEYETİ TEMSİLİYE, MARAŞI, MAHALLE, MAHALLE, SEMT, SEMT ON BÖLGEYE AYIRDI.
TEK YÜREK BİR YUMRUK OLUP, YİRMİ İKİ GÜN YİRMİ İKİ GECE
ARSLANCA VURUŞTULAR. DÜŞMANI SİLEREK,
KOMŞU İLLEREDE YARDIMA GİTTİLER.
BİR DESTAN YAZIP TÜRK TARİHİNE ARMAĞAN ETTİLER.
MARAŞ NASIL KAHRAMAN OLDUN? BAYRAĞIM NASIL DOĞDU?
ŞEREFİM, NAMUSUM, GÜLZARIM AL BAYRAĞIM!.
GÜZELLİĞİNE DOYAMIYORUM, DAHA ÇOK NAZLAN.
SENİ GÖKLERDEN İZLEYEN VAR, DAHA YÜKSEL HAVALAN.
BANA HEP GÜL, NAZLAN. YÜZÜN YERE GELİRSE BİL Kİ
YEMİN EDERİM, HACI AHMETİM ŞÜHEDADANIM.
BEN YAŞADIKÇA GÖKLERDE NAZLAN DALGALAN.
ŞÜHEDALARIMIN BİRİKMİŞ KAN GÖLÜNDE,
AY YILDIZIN BİRLEŞİP TİTREYEREK AĞLADIĞI HALOGRAMINDA!
CANIM, GÜLZARIM NASIL DOĞDUN AL BAYRAĞIM.
İŞTE MARAŞ BÖYLE KAHRAMAN OLDU
BAYRAĞIM ŞÜHEDALARIN BİRİKMİŞ KAN PIHTISINDAN DOĞDU
YAZAN HACI AHMET DİZMAN. 12.02.2006 saat 03 KURTULUŞ MÜCADALASİ ANISINA TEL : 05055951651 05467979062
MARAŞ DESTANI
Reşit SELÇUK*
Büyüklerin içini titretirken anışı,
Benliğimde duyardım intikam uyanışı
Nasıl Siper olmuştu yurda gövde, kel ve baş
Hatıran en ulvidir, Ölmez kahraman Maraş.
Cihan yakan ateş En son bizi yakmıştı,
Yenilmez milletimiz silahı bırakmıştı
Kesilir sanmışlardı Türkün azimkar sesi
Düşmanlara hız verdi Mondros mütarekesi.
Tarihe açılıyor derlerken yeni bir devr,
Kollarımız bağlandı ve imzalandı sevr,
Kahredici bir elin imza attığı kağıt
Milletine vermişti hiç dinmeyen bir ağıt
Akıyordu dört yandan yurda düşman sanki sel,
Sarıyordu vatanı hain, canavar bir el
Her taraftan üşüştü düşmanlar alay alay
Zannettiler ki söner tarih yapan yıldız, Ay
İstanbulu, İzmiri, daha nereleri var
Kapış, kapış edildi yaralı olan diyar,
Haykırdılar cihana, Kırdık Türkün belini,
Bin asırlık ejderin getirdik ecelini.
Binbir türlü entirika, Binbir türlü emelle,
Yakalanır sandılar Türk denen ejder elle.
Esirlik yazmamıştı Türk’e taptığı ilah,
İmandı ona kuvvet, İnamdı ona silah.
Hürra sedalarile mahzun ettiler ayı.
Sandılat biersuy yapmaz başı bozuk alayı.
Bastıkları yerlere dikerek zafer taşı,
Birgün işkal ettiler böylelikle Maraş’ı
Maraşlının bağrında bir alev oldu o an.
Evliyalar yurduna kahbeler doldu o an.
Kollarını sallayıp gezdiler sokak sokak;
Mazlumlara zulmedip ezdiler sokak, sokak,
İndirdiler kaleden kahraman yıldız, Ayı,
Astılar şevk içimde paçavrayı.
Gözleri kan bürüdü, kalpler kor oldu o an.
Hücum marşını çaldı evvela sütçü İmam
Allah, Allah diyerek Maraşlı
Ölümü hiçe saymış, Koşuyordu Maraşlı
Vatanın siperiydi, Her bir gövde, kol ve baş
Fedailer yatağı oldu Kahraman Maraş.
Türkün ölmezliğinim geldi, haykırmak çağı.
Hainleri yok etmek, vurmak ve kırmak çağı.
Sardı etrafı bütün bu ateşin alevi,
Düşmana mezar oldu Maraş’ın her bir evi.
Baba, oğul, kadın, kız döğüştüler başbaşa,
Sarıldılar sopaya, kazmaya, bele, taşa.
Binbir ölüm saçtılar düşmanın tepesine,
Kaçacak yer aradı hainler sine sine,
Mehmet hiç düşünürmü üç günlük Fatmasını,
Anne gömdü bağrına seferberlik yazısını.
Evlet yetiştirmişti ölmek için bu güne,
Nişanlısı cephede hiç dururmuydu Döne.
Yediden yetmişe de, dövüştü baba, kardeş,
Yağdırdılar düşmana bin bir ölüm ve ateş,
Ne destanlar haykırır dile gelirse taşı,
Bir avuçta kurtardı Maraşlılar Maraş’ı.
Her kahraman sanki bir efsaneden tufandı.
Ecdadının durmayın, vurun dediği andı.
Her tepesi bir kal’a her taşı bir mezardı,
Yurdunu çiğnetmek Türke ardı.
Ey gözü yaşlı baba, beli bükülmüş Nine,
Sil gözünün yaşını bak, yurdunun haline
Tarihin bağrına düşmüş şehit oğlun uyanıyor.
Türklük tek tab olmuş, hepsi şehidini anıyor.
Ey mezarı tarihin sinemi olan yiğit,
Ey milletin kalbinde imanı bulan yiğit;
Her adımda diksekte senin için binbir taş.
Hatıran ebedidir, Abide olmuş Maraş.
Ey şehit oğlu Asker, hiç düşünme babanı,
Mukaddes yurda aktı onun mübarek kanı.
Bu toprak yalnız seni şehit baban şad olsun,
On iki Şubat sana mukaddes bir yad olsun.
YİRMİ DOKUZ HARF DOSTUMDUR
Kutlu bir gecede
Usta ellerde
Çizilmiş güzergâhım
O geceden sonra
Silahı bırakmışım
Yola çıkmışım
Çağlayan su misali
Gönüllere akmışım
Ve silah yerine
Yirmi dokuz harfi kuşanmışım
Susmuşum
Ağlamışım
Yalnız zalimlerin karşısında haykırmışım…
Harflerin yüklemişim
Sırtına
Sevdadan yana ne varsa
Yirmi dokuzuyla
Hakka yürümüşüm
Alperen edasıyla dost edinmişim
Her birine
Çıktığım sırlı yolda
Sırdaşım
Yarenim demişim…
Ve
Gecenin geç vakitlerinde
El ele vermişim
Sıralanmış
Art arda dostlar
Kelime çadırında toplanmış
Kelimeler
Kelimeler ülkesinin bağımsızlığını
İlan etmişim
Sukut ederek
“La ilahe İllallah”
“Zül Celali vel ikram “
Demişim
Karanlığa teslim olan yürekte
Kandiller yakmışım…
Işığı gören dostlar
Toplanmış
Çin sarayını
Kırk arkadaşıyla basan
Kürşat’ın
Destanında yer almak için
Cümle demişler
Cümle sevdaları
Cümle aşkları
Cümle davaları
Yüklenmişler sırtlarına
Çıkmışlar
Yürümüşler
Dedem Korkuta doğru
Ad koysun
Ad koysun diye…
Her adımda
Oğuzun yirmi dört boyu gibi
Yürüdükçe
Yol aldıkça tanışmışlar
Kaynaşmışlar
Çoğalmışlar
Oymak olmuşlar
Cemaat olmuşlar
Aşiret olmuşlar
Yorulmazın yüreğinde
Sevda olmuşlar
Bayrak olmuşlar
Vatan olmuşlar
Ve her kalemi eline aldığında
Şiir denilen
Sevdalar ülkesinde
Alperen olmuşlar
Bozkurt olmuşlar
Vatana yar
Yorulmaza dost olmuşlar…
DAĞLARDA KAR VAR
Anılar,
Yüreğimde küllenmiş olsa da,
İçin için yanmakta.
Öldü,
Yıkıldı diyenlere inat,
Bedenim,
Yani ihtiyar kurt,
Dimdik ayakta…
Gecenin orta yerinde,
Yekmal yollarında,
Bir can ağlamakta…
Beton Pınara varmadan,
Sağımda,
Kır çiçeklerinden duvağıyla,
Zeli çayı akmakta…
Solumda,
Mağaralar,
Yalçın kayalıklar,
Tüm heybetiyle,
Ayakta…
Sessizce,
Kıvrılıp gözden kayboluyor,
Bana nispet yaparcasına,
Biliyor sevdamın,
Ölümüne olduğunu,
Yaban ellerde kaybolmak,
Zoruna gitmesin Zelim…
Çünkü oralarda,
Özümün özleri var,
Özümün özleri…
Üzme beni artık,
Anayurttan sevdalarımızı,
Ülkülerimizi ulaştır,
Şen şahlandır Türkmenleri.
Sen çağlayarak ak artık,
Esarette,
Hasrette,
Bitsin,
Bitsin artık…
Dağlarda kar var,
Kar,
Mehmetlerimin kanını akıtmakta,
Caniler,
Kansızlar…
Dağlarda kar var,
Kavga var,
Vatan bize yardır,
Yar…
Şunu unutmayın satılık piçler,
Bu vatanda daha çok,
Şehit olacak Mehmetler var…
Mevsim yaz olsa da,
Dağlarda kar var…
Hazırlan Yalnız Kurdum,
Esir Türk illerine,
Kutsal sefer var.
Su alma yanına,
Öyle susa ki,
Kurusun,
Çatlasın dudakların,
Akıtılacak kan,
İçilecek su,
Elbette var.
Dağlarda kar var,
Kar,
Bizi sıkıyor be gardaş,
Şu kahrolası,
Betonarme dört duvar…
GABAR’DA BİRGÜN
Gabar’a yasladım sırtımı,
Önümde çilingir sofram,
Ve dudağımda,
Lice tütününden kalınca sardığım,
Yanan sigaram,
Sağımda konuşan dilim,
Bakir KUBİM,
Koltuk altımda,
Susturan elim,
On dörtlük kısa Beratta…
Cudi’ye nispet yaparcasına,
Bu gece,
Neşe doluyum,
Hisar’ın nar şerbeti dahi,
Sarhoş etmiyor,
Gece bir türlü,
Bitmek bilmiyor…
Gecenin orta yerinde,
Kan ter içerisinde bir,
Can göründü,
Nefes nefese kalmıştı,
Kızılsu’dan,
Gönüldeşim Ahmet,
Beni sancağımdan tanımıştı…
Selam ün Aleyküm diyerek,
Uzattı ellerini,
Kürşat’ın destanını okudum,
Görünce gözlerini,
Ve Aleyküm Selam diyerek,
Buyur ettim çadırıma…
Demlediğim kaçak çayla,
Tandır ekmeği,
Ve yanında sirik peyniri,
Koydum sofraya,
Başladık iştahla yemeye,
O an,
Çeçenistan geldi hatırıma,
Dua etmeye başladık,
Mücahitlere,
Ellerimizi kaldırıp semaya…
Ve başladı.
Gabar zirvesinde muhabbet,
Nefisten arınmış özle,
Vatanımda oynanan oyunlara,
Biraz kafa yorduk,
Tezgahları çözmeye çalıştık,
Hainler haber almış,
Etrafımızı sarmış,
Caniler çetesi…
Göz göze gelince gülüştük,
Başladı uğraş,
Biz bunlara zaten alıştık…
Tekbir getirip doğrulunca,
Başladı bakir kubim,
Konuşmaya….
Ahmet’im durur mu?
Keleşine koymuş izli mermi,
Ve
“Vatan bölünmez”
Yazdırdı semaya,
O an sesleri kesildi,
Kansız vampirler,
Sırra kadem bastı,
Tekbir getirip,
Şükür ettik Allah’a,
Biraz uyuyalım dedik,
Çünkü,
Saniyeler kalmıştı sabaha…
İşte böyle geçti,
Gabar’da bir günümüz,
Bize yol gösteren,
Unutmayın sakın,
Dünümüzdür dünümüz…
Ve
Kalpte yaşattığımız,
Asırlık ülkümüz,
Gün batımı çocuklarıyız,
Dilden dile söylendi,
Asırlardır türkümüz…
DOSTA MEKTUP
(Bu şiiri; terörle mücadelenin bayraklaşan ismi, Çağımızın Abdülhamit Hanı, rahmetli Bn.A.C.Ersevere ve ona sonuna kadar, halen bağlı olan dostlarına ithaf olunur.)
Yılların ardından şöyle bir baktım,
Kendime,
Kahkahalar atarak güldüm,
Güldüm be dost…
Tezgâhımda dokuduğum kilime,
Son ilmeği,
Bu gece attım.
Bilmeden,
Farkında olmadan,
Neler ördüm,
Neler,
Be dost…
Bir rüyanın peşinden koştum.
Yıllardır.
Her bulduğum motifi,
O sandım,
O be dost…
Bazen bir şahin oldum,
Issız dağ başlarında,
Yuvamı,
Sarp kayalarda kurdum,
Kurdum be dost…
Gün geldi,
Gün
Geceye döndü,
Yalnız Kurt
Koyulduğunda adımız,
Semada,
Ay söndü,
Yıldızlar söndü.
Cudi,
Gabar,
Kera doruklarında,
Nice tenler soldu.
Bu parmaklar çalıştı,
Saymayı sevemedim bir türlü,
Sanırım
Üç yüzü aştı.
Bu parmaklar çalıştı,
Bey övündü,
Övündü be dost…
Nasır bağladı,
Nasır bağladı parmağım,
Yeşile bezenmiş kâğıda,
“Sonbahar”
Yazıldı adım…
Uğradığım diyarlarda,
Ayrık otları,
Ayrık otları solardı.
Şimdi,
Yeşermiş diyorlar,
Durma.
Kalk gel diyorlar,
“Sonbahar” gelmeden,
Solmaz,
Solmaz diyorlar.
Solanlar yeşermiş
Yeşermiş be dost…
Kaynaktan ayrı düşen,
Kaynaktan koparılan kol,
Cılız bir kol,
Elbet kendi halinde akar.
Değirmenci,
Değirmenci kaynağı kurutunca,
Cılız kol,
Damla damla büyür,
Çağlayan olur,
Vadileri aşar,
Ovalarda çağlar.
Çağlar,
Çağlar ama,
Vefalıdır.
Kurutulan kaynağı,
Unutmaz,
Paşalar unuttu,
Unuttu be dost…
Yılların ardından şöyle bir baktım,
Kendime,
Kahkahalar atarak güldüm…
İçimden bir ses,
“Kalk yürü!” diye haykırdı.
Şafak sökmek üzere,
En uygun vakit,
Bu vakit, çıkmak için sefere.
Sırlar ülkesinde o gece,
Doyasıya sarıldım.
Zaten dost olduğum,
Gördüğüm her nefere…
Sırlar ülkesinden,
Sırları yüklendim,
Yüklendim be dost…
Kurumuş kaynaktan,
Avuç avuç,
Doyasıya içtim bu gece.
Tezgahımı kaldırdım,
Koydum kaldırıp bir köşeye.
Aldım kalemi elime,
Ayrık otlarını,
Ayrık otlarının köklerini yazdım,
Yazdım hece hece…
Kaynaktan abdest alıp,
Nefisten arındım.
Yine mana libasına büründüm,
Büründüm bu gece,
Büründüm be dost…
Yolumuz,
Sarp ve çetin bilesin,
Gün gelirde,
Gün gelirde çağırırsam,
Sorgu sual sormadan,
Mana libasına bürünüp gelesin…
Şunu unutma dost,
Sende artık,
Artık sende cılız bir kolsun.
Bir daha bu vatanda,
Kaynaklar kurumayacak,
Ant olsun!
Ant olsun!
Ant olsun!
kahramanmaraş
Sabahçı kahvehanelerinde,
Bir bardak demli çaya atılan şeker gibi,
Boğazkesen camii önünde,
Ellerinde kazma,
Ve kürekleri ile rızkını bekleyen,
Gün bulup,
Gün yiyen,
Bulamayınca şükreden canların,
Giriyorum sade dünyalarına,
Ve o büyük ihlâsı gördükçe,
Kayboluyorum,
Kendimi arıyorum,
Kendimi soruyorum,
Ve sabah namazı vakti kendimi,
Taş mescitte buluyorum…
Taş Mescitte,
Gözyaşlarım damla damla akarken,
Sımsıcak tenime,
Ulu camide,
Sağanağa dönüşüyor…
Mayısın bir sabahı…
Soğuk mermer taşlar çatırdıyor,
Yırtınıyor,
Dağılıyor,
O günü arzulayan yüreğim hasretiyle yanıyor
Üstadıma doğru,
Yol açarak ilerliyor,
Gözyaşlarım,
Kâbe yollarında…
…
Ey Kahramanmaraş’ım,
Sevdalar şehri,
Dostlar şehri,
Yarenler şehri,
Yinede sen bana,
Şeyh Adil Kabristanında bir yer ayır,
Sitemim sana değil,
Sakın alınma,
Sahipsizliğine ağlıyorum,
Bir gün,
Başka bir yerde,
Vakti saatim geldiğinde,
Sana döneceğim…
EĞİTİMCİ ARKADAŞ!
Selam sizlere gönül erleri,
Yola çıkma vakti,
Görev vakti,
Görev vaktidir bu an,
Uğraştan kaçmadık,
Kaçmadık hiçbir zaman…
Kandilsiz gecelerde Anadolu’mun ıssız köylerinde,
Şehrin varoşlarında,
Şehrimin,
Şehrimin arka sokaklarında,
Cehaleti aydınlatmak için,
Kandil olup,