Kahramanmaraş Resimleri l K.maraş Haritası l Kahramanmaraşspor l Kahramanmaraş Tarihi | Kahramanmaraş Tanıtımları | Maraş Olayları | Elbistan | Afşin| Göksun | Pazarcık | Türkoğlu |

Tam Versiyon: Büyük Şevket Efendi - Şair
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
XIX. asır başlannda yaşamış olan şair Şevket Efendi Kahramanmaraş'ta tahsilini yaptıktan sonra İstanbul'a gitmiş, bir yandan tahsiline devam ederken diğer yandan bazı vezir¬lerin katipliğinde bulunmuştur. Sonra hacegane girerek tefeyyüz etmiştir. Kahramanmaraş'ın Emirmahmut Zade ailesinden olup kendisinden sonra gelen ahfadına Şevket Zade denilmektedir. Aynı aileden başka Şevket efendi de bulunduğundan diğerin den ayırt etmek için Büyük Şevket Efendi diye anılır. Besim Atalay (Kahramanmaraş Tarihi ve Coğrafyası) adlı eserinde şairin Mevlevi tarikatına mensup olduğunu yazmakta ve başka bilgi vermemektedir. Nüktedan ve hazır cevap olan Şevket Efendiye ait bazı fıkralar mahal¬li gazetelerde yayınlanmıştır. Arapça ve Farsça'ya vakıf olan Şevket Efendi divan şairi olduğu halde öztürkçecilik cereyanına o zamandan katılmış ve: "Mader zatlügatlartab'ı-maşırlakgelür" diyerek ana dili sözcükleri sevdiğini söyle mekten ve kullanmaktan çekinmemiştir. Hatta bu uğurda:

"Nazmıma dahl-eyleyen ehl-i dile bangırdarım" diye divan şairlerine meydan okumuştur. Buna örnek olarak bir-cönkden alınan aşağıdaki "gelir redifli gazelini buraya almak¬la yetiniyoruz:

Sakiya devran elinden zevk bir şapşak gelür
Arkasından bade-i enduh bin bardak gelür
Moskos etme dest-i ikbalimden at sürdüm deyü
Vakt-olur gülgun-u bahtın uğruna kandak gelür
Ey gönül aldanma dehrin vaz-nabecasına
Vakt-olur kış devr-eder de mevsimi'i çardak gelür
Ravza-i aşka gel ey zahit koyup gitme anın
Rahı devrsa'b-ül-mesalik alnına çatlak gelür
Türkü düzsem ben eğer mahbubuma lıklık güler
Bir gazel yazsam beğenmez nakra-i laklak gelür
Setrenin gevmiş içinden birzubun ol sade fes
Came-i tenin nezaket korkaram kardak gelür
Zartalaklu bir levandane reviş mahbubesin
Her ne dem görsem seni fikre öpüp kaçmak gelür
Zir-i festen gösterir çirtikli terlik cevr içün
Gel kalan terk-et desem azar ile şaplak gelür
Nazeninim ben seni her dem hop ettim
Tıfl-iken
Ben emektarım taman senden bana bakmak gelür
Zırpadak seyrana çıktı dingilinden durmanın
Koska bir mahbubedir baksam ana kaçmak gelür
Nevcivanım bir edik geymiş kıçın bir bir basar
Hoş yakışmıştır temindi yüzüne parlak gelür
Çar-ı ebru dilbere meyl-eyleyen zevzek olur
Şairin mazmununa bir nevcivan ablak gelür
Vasl-ı yare ağzını marçıldatır kelb-i rakip
Hatırana galiba ol lebleri kaymak gelür
Hatırımdan zevk-i dünya el gibi tümden göçer
Gelse şadi-i ferah tab'a heman uymak Gelür
Ben tısıl tısıl eğer gülzâra varsam gûşuma
Nağme-i bülbül yerine nâ'ra-i şakşak gelür
Ceyb-i ikbalimde sikkeler bölük pürtük olur
Nakd-i enduhi elimden ruz-u şeb saymak gelür
Rindi mey âşam apardım zort mu söyler meclise
Yâd-eder bezm-i elesti mest olur dalmak gelür
Ben Celâleddin-i Rumî himmetin çintiklerim
Çün bu bahr dergehinde tab'ıma yaltak gelür
Nazmıma dahl-eyleyen ehl-i dine bangıldarım
Böyle mader zâd lûgatlar tab'ıma şırlak gelür
ŞEVKET'â meydan-ı nazma bir Iödük diktin
Gerçi erbab-ı fesahat gûşuna şıltak gelür.

Öztürkçe sözcükler, mahallî şive ve lehçeler kullanılarak yazılan bu gazel diğer Cönklere bazı değişikliklerle geçmiştir.
Referans URL